11 Nisan 2009 Cumartesi

Yok Oluşa Mektup

Dedemin sertleşen kulağı veya yenmekten gömülen tırnaklarım değil sadece seni hatırlatan; bir zamanlar gülümsememi sağlayan hafif rüzgar, gözümü kısan güneş, yağmur sonrası toprak kokusu da senin elçin artık -yeni gülümsetişlerinin niteliğini bir de dedemin bize bakarkenki hüznünde görüyorum. Sancı vücutta değil, beyinde artık; bir hastalık değilsin, bir anlam dahi değilsin, anlamsızsın, hiçbir yere ait değilsin, yalnızca geziniyorsun ortalıklarda ve pataklıyorsun arada sinir uçlarımı. Aidim sana, teslim oluyorum, mücadeleler yersiz, devam etmek yersiz, ya bıraksan peşimi -biliyorum yok öyle bir ihtimal- ya da uyutsan beni müebbetliğine? beceriksizliğim güldürüyor mu seni, eğleniyor musun çaresizliğimden; elçilerin de beni eğlendiriyor artık, evet biraz sulu bir eğleniş oluyor belki, ama eğleniyorum işte -inansan da inanmasan da.

Bazen sen de beni eğlendiriyorsun artık. Kazanamayacağını anlayıp ters yönde gitmeye başlayan bir laubali çocuğum ben, karşıma çıktığın yerde gümlemek isterdim sana -ama biliyorum yoksun yolda. Görünmüyorsun, kazanma şansı vermiyorsun, dost değilsin ve gariptir, düşman da değilsin; ne dost ne düşman, ne kazanan ne kaybeden, ne iyi ne kötü -yin yang meselesi ha, her şey bir ve yok artık, susmak delirmenin başlangıcı öyle mi? Cesaretsizsen terse sürmeden bitmiyor, cesaretliysen uçurum seni bekliyor.

Kilo almak veya düzen sağlamak veya uzun süredir özünden uzaklaşıp koşturuyor olmak veya üçü birlikte de unutturamıyorsa seni, başarın karşısında eğiliyorum yüce karanlık; sen şüphe duymaksızın beni secdeye yatırabilecek bir mahlukatsın fakat bunu yapmayacak kadar da egosuzsun -yaratılmış tanrılarda bile görülmeyen imrenilecek asilliğin olmayan sana saygı duymama yol açıyor, atalarıyla benzeşen bir yaratıcı yaratıcı hâline geliveriyorum; yaratan yoksa ya da ortalarda yoksa ya da ben yerini bilmiyorsam da yersiz olan senin varlığını bilebiliyorum. Çıplak vücuduma, değişen derime, itaatkârlığı reddeden penisime tutulan aynanın da seni göstermesi şaşırtmıyor artık beni, her anımda olduğunu biliyorum ve sana teslim olmak istiyorum yüce yokluk, arzuların bana yönelirse al beni ve ayır beni benliğimden, uzaklaştır beni bilincimden.

Varlığım, nefret duyduğum sana armağan olsun. Ne mutlu ölüyüm diyene.

Hiç yorum yok: