2 Eylül 2009 Çarşamba

Ölüm Geçirmez

Kırmızı ve siyah baskın renkli kulübün ışıldayan demirlerinden biriyle, Down in Mexico eşliğinde striptiz yapıyor Cassidy. Cuma gecesi hariç her gece. Bu gece, kendinden geçercesine saçlarını savururken, bir yandan da kendisini izleyen erkeklerin ve neden burda olduklarını bilmediği uslu görünümlü iki kadının yüzüne bakıyor. Bu gece kendisi için de dans ediyor; bu gece farklı bir gece. Patronu ne derse desin kucak dansı kabul etmeyecek, özel odaya geçmeyecek, ancak mola da vermeyecek. Yorgunluktan geberene kadar yapabildiği en iyi şeyi yapmaya devam edecek: Dağıtacak.

Onun için ne etraftan sürtük bakışı yemenin, ne de sürtük olmanın bir önemi var. Ne çıplaklığın, ne çiftleşmenin, ne inancın. Tek umursadığı, ölüm.

***

Striptizi en sanat yaparcasına yapan kızın yakınına oturan Sam, şu yaşına kadar yakalayamadığı çıkışı yakalamasına yardım edeceğine neredeyse emin olduğu yeni filminden önce gözlem yapıyordu. Karşısındaki kızın bazen kendisine bakan gözlerinde gördükleri, onu neredeyse kıza oyunculuk teklifi götürmesine itecekti, ancak kendisine ısrarla destek olan yapımcı arkadaşının, önceki projede oynattığı kapı komşusu konusunda kendisine ne kadar kızdığını hatırlayınca kendini bu fikirden uzaklaştırdı. Kızı ve etrafı izliyor, bir yandan da sağ arka çaprazında ayakta duran iki kadının ne için burda olduklarını gözleriyle araştırıyordu.

Onun için gözlemlerin yanı sıra, bu gece yatacak bir hatun bulmak da önemliydi. Zaten pek iyi anlaşamadığı karısından, belki bakış açıları ve fikirleri değişir, kendisini başarıya ulaştırır diye boşanmıştı; ancak bu durum kendisine, sinemayı kendisinin onda biri kadar umursamamasına rağmen, sanat filmlerinden biraz olsun anlayan çoğu oyuncunun çalışmak için can atmaya başladığı vurdumduymaz-başarılı yönetmen arkadaşının görünmez aşağılamalarının –belki de bu aşağılama algılamalarının tek nedeni kendi aşağılık kompleksiydi- artarak devamı ve şişmiş taşaklar olarak geri dönmüştü.

Yarın, gazetede, aşırı dozdan giden striptizci haberini gördüğünde, beş saniyelik bir kelebek etkisi düşünme aşamasının ardından, karşısında kahvesini yudumlayan yapımcı arkadaşına bakacaktı.

***

“Neden buraya geldiğimizi anlamıyorum.”
“Şu tutkulu dansçıyı görüyor musun?”
“Ee?”
“Üçlüye bayılır.”

Tedirgin kadın gülümserken, Chick Habit çalmaya başladı.

Hiç yorum yok: