28 Aralık 2010 Salı

3

Bir girişimi daha boşluğa sarılarak çöpe atıyorum.
Kırıntıları birleştirmek varken koca ekmeği aramak niye?
Tam bir daha kalkışacakken, tatmin dolu sanal dünyama bakıp arkama yaslanıyorum.
Bütün iyi anlatıcılar öldükten sonra, mevsimi layığıyla yaşayamazken, hızlanmadan yürümeyi bile beceremezken, 'sevişmeyecek, para da kazanmayacaksan', hadi diğer sebepler de önemli de, GEBERECEKSEN; hiç sevmediğin, iki izleyip bir kustuğun, durup durup küstüğün kalabalığa her gün koşmak niye?

Kadromu kuruyorum, anlatılanı dinliyorum, sandalyeme sığmayıp, taklit etmeyi çok seviyorum.

16 Aralık 2010 Perşembe

2

Beni başka bir hayvan cinsinin ayaklarını uzatmış bir başka hayvan cinsini okşarken içeceği sıcak bir içeceğin deneyleri uğruna ölecek bir hayvandan farklı kılan en temel şey beynimin beni bir yerlere varacağım sanrısıyla itekleyip durması. Bilinçdışımın yaratmakla kalmayıp dayattığı gerçeklik hala düşünmeme, yazmama, bir yandan bunları yapma nedenimi sorgularken eylemi aksatıp ardından kendimi yeniden düşünüp yazarken bulmama sebep oluyor. Genellikle sarıldığım yapay gerçekliklerle bu eylemlerin fışkırmaya çalıştığı kanalizasyon deliğinin üstüne oturmaya çalışıyor olsam da yapay olarak nitelediğim gerçeklere haksızlık ederek kendini gerçek gerçeklik olarak hissettiren zırva, bir beyni alt etmeyi başarmışken alttan ve üstten giriş ve çıkış olmak üzere iki müsait deliği bulunan insan vücudunu alt edemeyecek değil. Tabii insan beynini gerçekten güçlü kabul edersek, ki, ...

Belki şu rızkına koşan böceği biraz seyreder, sonra ona sarılamayacağım için intihar ederim.

8 Aralık 2010 Çarşamba

1

Rüyalarda yaşamakla ortak hayatta yaşamanın farkı diğerlerinin varlığı.
Diğerlerini önemli kılan yalnızlığın ve yok olurluğun inkarının imkanı.
Yalnızlığı ve yokoluşu kabulleniyorsan sancılara koşmanın anlamı yok.
Bir odaya kapanma, diğerlerini yok sayma ve sessiz kalma hakkına sahibim.

Yalnızca cesaretim yok.
Rüyalarımı diğerleriyle paylaşmazsam öleceğim diye korkuyorum.