22 Haziran 2011 Çarşamba

Serseri

Her yazın her pazarında denizi için geldiğim bu semtte rastladığım güzel bacaklı potansiyel dizi oyuncusunun ufak, şirin, tatlı, sevimli, her görenin kısılarak okşamaya giriştiği -kazananlardan- köpeği, şortumda cep olsa da giremeyeceğim yeni -daha yeni, yanındaki beyaz masalıdan bir aylık daha yeni, denizime varana kadar gelecek yeniliklerin en yenisi- kafede, o güzel bacakların tam karşısındaki konforlu sandalyeye kurulmuş, mağazasına giremeyeceğim pahalılıkta kıyafetlerinin teniyle teması yüzünden benden ve gürültülü arkadaşlarımdan korkuyordu. Sahiplerinin henüz tren yolunu taşıyacak kadar susamadıklarına şükrederek haftaboyu rastlayamayacağım çekicilikte bacaklara ekrana ihtiyaç duymadan bakayım dedim, gözüm yandı.

Hiç yorum yok: