16 Temmuz 2011 Cumartesi

Sığ Bir Ukalanın Zayıf İnsanlık Haritası

Öğretmenin kendini göstermeye niyeti yoktu ve yerine kimse de gönderilmedi; kızı erkeği, sarışını esmeri, zayıfı şişmanı, bağıranı susanı alabildiğine halı bomboş sınıfta bütün gün görünmez itekleyenin arzulattıklarını yaptı. Kimi kırık dökük kutularla evler kuleler kurdu, kimi uyumsuz renkli kalemlerle yazdı çizdi ve bazıları yazıp çizdiklerini diğerlerine de gösterdi, kimi ufak topları tekmeleyip durdu, kimi nesneleri boşverip diğerleriyle uğraştı, kimi bir minder bulup biri kendisine bulaşana kadar öylece yattı, kimi kilitli kapıyı açmak için çalışmalar yaptı. Zaman geçtikçe sıkılmaya, sıkıldıkça bağrışmaya başladılar fakat bütün yerler kapıldığı için yer değiştiremiyor, değiştirseler de yine sıkılacaklarını biliyorlardı. Oyalanmak için öpüştüler, dövüştüler, dolapta buldukları bisküvilerden yediler. Hava karardı, aydınlandı, tekrar karardı ve tekrar aydınlandı ve her yeni ışık değişimi sabır yenileme etkisi vermeye başladı. Kuleler gelişti, kağıtlar büyüdü, kuvvetler çoğaldı. Birleştiler, ayrıldılar, bölündüler. Kapıyı açmaya çalışanlar da kapı koluyla farklı işler yapmaya koyuldular. Kazanıp kaybetmeye, üste çıkıp geride kalmaya başladılar. Tekrar birleştiler, tekrar ayrıldılar, tekrar bölündüler...

Sonra öldüler.