8 Mart 2012 Perşembe

9


   Hayat kötü gittiğinde iki seçenek vardır; belirsiz bir yüce nesneye karşı hırslanarak başarma arzusuna kapılmak ya da eyleme kapalı bir oyalanıcı olmak –agresyon veya pasif agresyon, yani-. Oyalanıcı oyalandığını bilsin bilmesin (diler çıkarcı bir pislik, diler düşünceli bir pasifist olsun), yaşayabileceği en olağan, hafif, mümkün (optimum çaba-para oranı) şartlarda ölüme yürürken; başarma arzusunu kovalayan istekli, ne kovaladığını bilsin bilmesin (diler ‘doğru’ yaşam şablonuna sahip bir entelektüel aktivist, diler kantinin en güzel bacaklarını hedefleyen bir ergen olsun) nesnesine ulaşarak veya ulaşmayarak ölüme yürür. Bazıları koşar da.

   Hayat her zaman kötü gider (tutumu öyledir) ve hiçbir nesne ulaşılabilir değildir. Ulaşılan nesne umutsuzluğu engellemek adına zamanda ötelenir. Belirsiz sona ulaşıldığında, hayatın zaten her zaman kötü olduğu anlaşılabilir, ya da anlaşılmayabilir.

   *

   Başka bir hayvan türü olmak isterdim ki insani saçmalıklarımıza katlanmakla yetinmek yerine yalnızca yaşayayım, ya da öleyim. Kafesteki uzun yaşamı tercih etmektense (dayalı döşeli teklifi kabullenmektense) bir defa uçup hemen ardından ölüvermek, bizim gibiler için fena olmayabilirdi.

Hiç yorum yok: