13 Ocak 2012 Cuma

8


Çalışmadığım ve ilerlemediğim için beni suçlayacaksanız ve neden bahsettiğinizi biliyorsanız, iki adım geri çekilin ve ilerleyişinizin terli yürüyüşünü izleyin. Erken kalkmanızdan memnundunuz dayatmacı erklerim; ancak yalnızca kendi algılarınızda oluşan bir değişimdi bu. Okuduğunuzda beyin hücrelerinizin sevişmeleriyle yaşadığınız tatmin ilerlediğinizi değil, kendinizle yüksek tansiyonlu ve heyecanlı bir tepişmeye giriştiğinizi gösterir doyumunu yanlış yönlendirmiş sohbet tabanlı sevişme partnerlerim. Cebiniz dolduğunda ilerlemez, cebinizi doldurursunuz iyi giyimli jölemsi patronlarım –şu an mücadele hâlindeyiz ancak yine de uyarmadan edemeyeceğim; cebinizi aşırı yükten patlatmamaya dikkat edin, bir daha dikilseler de mutlu olamıyorlar sonra.

Eğer annem Kerem’le beni kıyaslasaydı sizlerden olurdum; benden büyük bir arkadaşım olsaydı ve babam onun daha akıllı olduğunu söyleseydi sizlerin de üstünde olurdum; bense, oyun parkında taytına bir damla çiş düşürmüş çocuk olarak komplekslerimle mücadele etmekle yetindim; sizlerle değil.

Birer varlık olarak kaybolduğunuzda oluşunuzun ötesinden birkaç damla gözyaşı dökmem ya da dökmemem pek bir değişiklik yaratmayacak varoluş kuralları üzerinde; ancak en azından yaşarken sizlere baskı bindirmemem ve sizlerin de bana baskı bindirmemesi, yani, mesela, önce bilmeye uğraşıp sonra bildiklerinizi göstermeye çalışmasanız, ya da çalışsanız bile en azından sevişirken bunları bir kenara bıraksanız, elbette müziğin kollayıcı şefkatine ihtiyaç duymaksızın keyifli hissedebilirdik. Yeni komplekslere itilmez ve çocukluğumla baş başalığımdan alıkoyulmak zorunda kalmazdım. Siz de, ...

Çalışmak veya ilerlemek çimenlerin dağarcığında yok ancak onlar biricik huzur kaynakları. Sevmek ve sevilmek peşinde koşan sizler bunu unutuyor, üstüne bunalım dönemlerinizi alternatif zannediyor ve o dönemlerde özellikle cebi olmayan ağaç mizaçlı yakınlarınıza koştuğunuzu hemen ayrılışın ardından bastırıveriyorsunuz; değerlerinize sahip çıkmaktan öte koşturma sebepleri bulamıyor –yine de durduk yere dahi koşturuyor- ancak sizi siz yapanların ne olduğundan habersiz olmayı dert etmiyor, edemiyor, dürtülerinizden iğreniyorsunuz.

Konuşmak zor, iletişim kurmaya elverişsiz ve yalnızca faydacı, kısa etkileşimlerde yararlı; onu kullanarak size varmaya çalıştığım ender anlarda ancak kendimi tatmin edememekle kalıyor ve ilgisiz bakışlarınızda evime dönüyorum; tatmine girişmek yalnızca benim cezalandırılmakla son bulduğum ortak bir eylem.
Yazmak en az düşünmek kadar komik ancak kaçınılmaz bir ihtiyaç; kaybolduğunda oluşacak etkisiz ve kısa dalgalanmanın tüm çırpınışlarını silip götüreceğini bilmek krizlerden kaçan harekete geçmeleri engellemiyor, çünkü yaşadığını algılıyor ve zavallı karşı koyma denemelerini sürdürüyorsun; işe gidiyor, giyiniyor, yıkanıyor, üzülüyor ve yaralanıyorsun.

Yediğim, dokunduğum ve ufak hayvanların sade yaşamlarını hissettiğim dönemler bunalımlarımın doruğu ve huzurlarımın tek olası kaynağıdır; kapıdan dışarıya atılan bir adım ancak tüm bunların uçup gittiği ve yerini soğuk bir klozet kapağına bıraktığı ayık sabahlara denk olabilir. Yabancılığa.
Büyümesi teşviklenen bir çocuğun o başıboş cümlelerin peşinde koşmasının tek nedeni yemek verenin kendinde bulduğu sahip olma hakkı; kültürden soyutlanan temiz bir varlığın hiç yoktan ahmaklığa sürüklenmesinin olur yolu yok.

Kültüre uğramayı es geçmiş bir iletişim söz konusuysa, onunla kalın, öğle yemeklerim. Ve unutmayın ki bu basit cümleler aslında yok, ve dünyayı değil (evreni hiç değil), ancak insanları sarsabilirsiniz –o da yaşamlarına zarar verebiliyorsanız.

7

Ufaldım
narinleştim
intiharın yüceltildiği bir deliğe girdim.

Farelerin haberi bile olmadı.