3 Ocak 2013 Perşembe

O An


      Sıkıştırılmış gece uykusu tükenip gitmişti belki ancak uzatılmış bir otobüs uykusu onu bekliyordu. Taze gömleğini giydi, favori parfümünü sıktı ve tüm vücuduyla kalın montuna sıkışıp apartmandan çıktı. Son anda parmağına taktığı, rengarenk pizza kutusunun bükülmüş bir köşesinin üstten fışkırdığı torbayı özensizce sallayıp atmaya hazırlanırken, dolup taşan çöp konteynerinin altından iki ufak ayağın uzandığını fark etti. Beyazlamış iki serçe ayağının yukarısı zar zor seçilebiliyordu. Yarım kalmış bir gaga, kemiğe kadar soyulmuş bir boyun, olmayan iki kanat.

      Adımları en fazla bir anlığına yavaşlamış olabilir. Hiçbir şey hissetmedi. Hiçliği hiç hissetmedi. Yürüyüşünün birkaç saniye ilerisinde, öğle tatiline kadar ne yapacağını düşünmeye başladı.

      İki ayak bir böceğe ait olsaydı o an yaşanmayacaktı. İki ayak bir kediye ait olsaydı o an belki biraz daha uzayacaktı. İki ayak bir insana ait olsaydı o anın uzunluğu yine aynı kalacak, ancak  içi içine sığmaz, gösterişli bir kutuya sarılacaktı.

Hiç yorum yok: