6 Eylül 2013 Cuma

14

     Şimdi, burada, öylece otururken kırk yıllık bir atlama yaşadığımda, arada bıraktığım zaman boşluğunun mantıkdışılığını kavrayamam. Zihin yalnızca şimdidedir. Atlamanın, hafıza aksaması olmadığına emin olamam. Şimdi, burada, öylece otururken, henüz varılmamış o zamanın kokusuna pek uzak olmadığımı kavrayabilirim.

     Gün gün ölüme gidişimizi görecek ve yalnızca geçmişe tutunmakla unutabileceğiz çürüyen bedenlerimizi. Kabulleniş pişmanlığı silip süpürürken, kırışmış da olsa sıcak kalmayı bir şekilde becerebilmiş bir vücutla aynı yatağa sağ salim girebilmek olacak derdimiz.

     Yarın yapmam gereken işler var, fakat hiçbiri bana şimdiyi ve şimdinin kendini zihnim aracılığıyla genişletmesini unutturamaz. Tuzaklar öyle veya böyle, bazılarında bir şeyleri es geçiveriyor.

     Şimdi.  Her anını, ölümü duyarak beklediğin kısa ancak sonsuz vakitlere teslim ederek yaşayabilir misin?

Hiç yorum yok: