15 Temmuz 2014 Salı

18

Kendime, güvenli görünmeyi becerebilen bir barınak edindim. Şimdilik burada kalıyorum. Etrafı ışıltılı ve çirkin; bu çirkinlik, kendisini sahtekâr bir düzen içerisinde tutmamı mecbur kılıyor. Bir zaafa karşılık, bir kılçık hesabı. Bu sıralar hava gözünü kırpmaksızın ısınıp durduğundan, sığınağımın etrafına ufak delikler açmak ve çevre barınakların ıvır zıvırlarına sık sık şahit olmak durumunda kalıyorum. İyi insanlara benzemiyorlar ve hayli aptal görünüyorlar. Buralardan kaçamadığı gibi kendine bir sığınak da bulamayanları aklımdan çıkarmak zorundayım; bu insanlardan tamamen uzaklaşmak ve üzerimi plastikle örtmek için soğuğun bir an önce gelmesine ihtiyacım var.

Mezarlarımıza beton dökünüz.

7 Temmuz 2014 Pazartesi

17

Belki de anlatacağım hiçbir şey yoktur. Biliyorum, sonsuz bir sanal bellekte yaşıyormuş gibi notlar tutmaya, meçhul bir olgunluğa hazırlanmaya titizleniyorum, fakat irade, defterleri açmaya kalkıştığımda beni terk edip gidiyor. Özyıkımcılıktan şüphelenmek bir başka tembellik eğilimi; bu, yeteneksizlikle yüzleşme korkusu olmalı. Zaten, alaycılıkla kalbimi kırmak istemezdim ama, kendime ulaşma kapılarının tamamını korkuları didikleyerek açmaya çalışmıyor muyum?

Genç olduğum farz ediliyor; bu yaşa varabileceğimi hiç düşünmemiştim. Beceriksiz intiharımı sırf kendim olmayı beceremediğimden otuz birime plânlamış olsam da, on yediden sonrası hiç aklımda yoktu.  O sessiz, güzel günün en fazla ne kadar uzağına varmayı umuyor olabilirdim? Bundandır ifadelerimin yarım yamalaklığı: Fırlatıldığım yerde iyice terk edildiğimde, devam etmeye ihtiyacım hiç olmadı.

Körpe cümleler. Terk edildiğimde iyice - fırlatıldığım yerde
---hiç olmadı ihtiyacım
...devam etmeye

Geçmişe dönmek için kıvranırken sallantıda geçen günler alıyor artık notları. Uyguladıklarım, kısır seçenekler arasından çekip çıkardığım zoraki talimatlardan ibaret. Zaten sorardı bana dayım: Yarın olacak mı?