25 Mayıs 2015 Pazartesi

Yarın

     Mehtap Sokak’ın Tarlabaşı’na göre sonlarındaki Roxanne Bar’da, kendini tanımayan genç bir kız ve okul çıkışı mistik bir kapılma ile kendini genç kızın yakınında bulmuş iki yanlışlıkla rakip genç adam, ellilikler alınırken kimlikleri sorulmamış olmasına rağmen yüksek sesli sohbetleriyle yaşlarını en azından çevre masalara belli etmeye pek bir meraklı görünüyorlardı. Genç kızın kendini kraliçe ilan eden fazlasıyla neşeli patavatsızlıkları genç adamları heyecanlandırıyor, korkulan rekabeti yüreklenme dalına taşıyordu. Alkol kendine çeneden başka bir dost bulamadığında, hele ki gerginliğin mevzu edinme beceriksizliğine, Roxanne’in loş kızıllığı olmasa güzelliği genç adamlarca şüpheyle karşılanacak genç kızın yüzü suyu hürmetine dahi olsa yardımı dokunamadığında, çalan müzikten yarım yamalak cımbızlanıveren sözler kurtarıcılık görevini gördü. Hasbelkader kendilerini içinde buldukları rekabetin döl kokusu, yudumları zoraki büyütülmüş elliliklerin burnunu açmasıyla şüphelerini tetikleyen genç kızın, o ana kadar özbeğeniyle sergileyip durduğu fazlasıyla körpe gülüşü dudaklarca dizginlendi. Rekabetin patavatsız yanı, bu sıradışı geceyi dünyaya sunmaktan geri duramamış ve bir şarkı sessizliği kadar ara ile iki zoraki sigara sevdalısını daha Mehtap Sokak’ın Tarlabaşı’na göre sonlarına çekmişti. Gürültü artıyor, nereye yöneldiği meçhul kahkahalar büyüyor, genç kız ise, endişesini boş bir sırıtışa dönüştüren bakışsız gözleyişlerin arasında suskunlaşıyordu. Yarın ne olacak? Yaşadıkları, gölgelerin gücü adına uykulara gömüldüğünde ve eylemler dışarıdan gösterdikleri doyumu bu kalabalık köşelere koklatmadıklarında, zaman zihnin hükmünü hemencecik geçersiz kıldığında, gençlikleri aniden hatıralarla dolu ağırlıklara dönüştüğünde, ıslaklıklar kendilerini bezgin çabalamalar diye niteleyip silgileşmiş tuvalet kağıtlarına sarıldığında.

       Genç kızın apar topar kalkıp gitmesiyle fırtına dindi. Yerini, kimsenin diğerini dinlemeye mecal bulamadığı öfkelere bıraktı. Massive Attack yordamıyla kızın tadında dişlekliğiyle yakınlaşabilmiş genç, hâlâ bir şansı olabileceğini düşünüyordu. Olurdu da. Ama yarın, bu onların yanına kalacak ve belleğin kendini kurtarma çırpınışlarından öteye, Mehtap’tan sonrasına, Tarlabaşı’ndan da öteye ve isimsiz çocukluk evlerinden de öteye mesela, uzanabilecek miydi?

       Yarın olduğunda genç kız ve etrafına üşüşenler, denemeye devam etmeye karar verdiler. Ne de olsa soyları, haritaya çizilen diğer yolların çıkmazlığına çoktan ulaşmıştı.

13 Mayıs 2015 Çarşamba

23

     Öfke ve özlem iki kolumdan tutmuş, orada olmaya çalışan bedenimi çekiştirip dururken geriye dönüp baktığımda gözümde koyu maviye çalmaya hevesli bir serap canlanıyor; anne, kuzen, sevgili, yabancı. Denizlerin önünde durgun kirpikleriyle salınıveren kadınlar; üzerime varıp itilmelerinin ardından takındıkları sessizliğe üzülüp durduğum kadınlar; kendini koruyan sözlerimdeki karamsarlığa rağmen gülümseyişime yansımış kör neşemin sahipleri; umutsuzluğumun yegane destekçileri ve onun kızgınlığa dönüşmüş yargıçları; yumuşamış bakışları ve bakımlı sakallarına rağmen yaşamın pis kokusundan arınamamış adamlardan sakınarak, bakışlarından ufak dünyamı fethettiğim sultanlarım; dışarıdan koruduklarımı kırıntılarla da olsa teslim ettiğim sahiplerim.

     Uzaklardaki imgeler, emanetlerini dünyamın dışına salıyorlar. Hareketin eli kolu bağlı; güven ardına bakmaz. Baş etmek, rüyalarda anneleri öldürmekle, konuşmayı sona erdirmekle.

     Yine de koyu maviliğe küsmemekte kararlı ol. Belki masmavi, gösterir kendini.