12 Haziran 2016 Pazar

Gerçek Bir Aşkın Hikayesi

Martin “Başımı döndürüyorsun,” dediğinde Tereza altından nasıl kalkacağını bilemediği bir iltifatla karşı karşıya kaldığını sanmıştı. “Niye dolanıp duruyorsun? Yanıma gelsene.”

Mücadele dolu bekleyişlere sahne olan uzun bir sanal flörtleşmenin ardından ilk kez yüz yüze buluşmuşlardı. Aynı günlerde farklı telden yakınlaşmaya çabaladığı tüm avlara olduğu gibi, Martin Tereza’ya da aynı teraneyi satmıştı; apartmanı telaşlı bir yenilemeye girecekti ve geceyi geçirebileceği bir yere ihtiyacı vardı. Detaylı ve hisli, zaman zaman sınayıcı yalanlarla dolgulanmış paylaşımları kibarca karşılayan Martin, bira kokusunun sidik kokusuyla karıştığı yavan bir bardaki karşılaşmalarında kibarlığı bir kenarı bırakmıştı; Tereza hayal kırıklığına uğradığını kendinden gizlemeye çalışıyor, ancak üzerinde çalıştığı yeni yazılım projesinden başka bir şeyden bahsetmek bilmeyen Martin, uzun bir ilişkiden çıkmış yirmili yaşlarındaki her kadının sınırlarını zorlayacak bir rahatlık gösteriyordu. Saatler süren dinleme merasiminin ardından Tereza’nın evine yürürlerken Tereza neler olacağını bildiğini düşünüyordu. Martin’e boş olan ufak odada uyuyabileceğini, içeri girdiklerinde ev arkadaşlarını uyandırmamak için sessiz olmaları gerektiğini ısrarla tekrar ediyordu.

Martin, Tereza’nın odasını görmek istedi ve odaya girer girmez Tereza’nın yarım yamalak toplanmış, yalnızca ilk öyküsü okunmuş bir Çehov kitabının hala inatla çarşafa tutunduğu yatağa oturdu. Tereza itiraz edemedi, evvelsi günkü sınav krizinden geriye kalan bir buçuk kadehlik şarabı Martin’le paylaştı ve telaşlı bir şekilde kendinden bahsetmeye başlayarak odada gezinmeye koyuldu.

Tereza rahibe değildi hani; Martin’le yazıştığı günlerde başka adamlarla da konuşuyor, kimisiyle zaman zaman buluşuyor, hatta bir tanesinden oldukça hoşlanıyordu. Ancak bugünlerin temeli geçmişin alışkanlıklarını aşağı görmek üzerine kuruluydu; henüz yalnızca birkaç defa buluştuğu bir oğlan için, kendini keşif telkinlerini unutup Çehov’un yanına kaldıracak değildi. İteklemelerle dördüncü yılını doldurmuş bir ilişki boğulmasından nihayet kafasını çıkarmış, oksijeni tükenmiş bir özgürlük atmosferinde nefes alabilmeye çabalıyordu; takviyelere ne kadar ihtiyacı olursa olsun, güvenilmez hoşluklara kendini kaptırmayacak kadar tecrübeliydi artık. İyi de, neden Martin’in benmerkezci ilk buluşma monologları onu hayal kırıklığına uğratmıştı? Neydi istediğin, Tereza? Bütün duydukların ve arkadaşlarından gördüklerin kadarıyla herkesin ama herkesin yaptığı gibi, vurdumduymaz bir birleşme yaşayıp bu hiç senlik olmayan fiziksel münasebetin ardından ne kadar kayıtsız kalabildiğini öğrenmekse kendini keşfetmek dediğin, nedendi bu gerginliğin?

Tereza Martin’in yanına, bir süredir ilk defa bir başka erkeğin oturduğu yatağına geçip oturduğunda, ortada faydalanılabilecek hiçbir boşluk bırakmamak adına, haftasonunu ailesiyle geçirmeye giden oda arkadaşından bahis açmıştı. Kızın ertesi sabah eve döneceğini nasıl ima edeceğini düşünmek üzere duraksadığı anda Martin’in nereden geldiğini anlayamadığı özgüveninin sunduğu ağzını hissetti dudaklarında. Karşı koymadı, gözlerini de kapatamadı. Herkes yapıyor bunu, diye düşündü. Yap şunu Tereza. Bir zararı olamaz. Arkadaşların kaleler fetheder ve bayrakların renk düzenini karıştırırken sen uzun zamandır, ipe sapa gelmez bir adamdan başkasını öpmemiştin dahi. Güvenmediğin göğüslerinden başka sakınacak neyin vardı ki? Rahatsız ancak baştan çıkarıcı sütyenin nihayet durduğu yerde durarak bir işe yarardı belki.

Martin’in gömleğini bir çırpıda söküp atmasıyla Tereza da mora çalan elbisesinden kurtuldu ve kendini dağınık yatağına uzanırken buldu. Martin’in aceleci bacağı Çehov’u yere fırlatıverdi. Tereza heyecandan neredeyse titriyordu; bunu hiç beklemese de, sırılsıklam olmuştu. Martin’in şakacı ukalalığı penisini kondomun esaretinden kurtaramamıştı; Tereza aldığı bunca alkole rağmen, en azından tehlikelerden zihnini arındırmak istiyordu. Martin isteksizce, Tereza’nın komodinin alt gözünden çıkardığı kondomu telaşlı penisine geçirdi ve kendini Tereza’nın içine saldı. Bir başka penis. Tereza dudaklarını Martin’in gürültülü suratından öteye çeviriyordu. Martin, Tereza’dan üste çıkmasını istedi. Tereza Martin’in bu arzusuna da karşı koymadı ve Martin’in sıska bacaklarına tutunarak, altındaki adamı pek umursamıyor olsa da, kendi namının yüzü suyu hürmetine etkileyici bir performans çıkarmaya çalıştı. Martin Tereza’nın göğüslerini ve kalçasını avuçlarken, Tereza onunla pek ilgilenmeyerek zihnini dikkat dağıtıcı özyıkım paratonerlerinden öteye kaçırdı. Tereza dansını icra ediyor, Martin sessizce inliyordu. Martin Tereza’nın içinde nihayet beklediği sona ulaşırken Tereza sonunda onun yüzüne baktı. Kendini salan Martin’in onu getirmekle ilgilenmiyor olması içini biraz olsun rahatlattı. Devam etmeyeceklerdi.

Martin spermlerine gömülmüş penisini geri çeker ve temizlenmeye koyulurken Tereza hızlıca giyindi ve hemen yatağın bir kenarına uzanarak gözlerini kapattı. “Bayağı iyisin,” dedi Martin ve solunum sisteminin her bir parçasından dibine kadar erkek sesler çıkararak uykuya daldı.

Herkes yapıyor bunu, herkes diye yineledi kendine Tereza. Hoş oğlan aklına geldi. Muhtemelen o da yapıyordur, diye düşünerek içini ferahlatmayı denedi. Olmadı. Kendini kavanozun dibinde görmezden gelinmiş değersiz bir garnitür tanesi gibi hissetti.

Tereza uyandığında Martin yatağın kendine ayrılmış kısmına oturmuş, telefonunu kurcalıyordu. Gitmesi gerektiğini söyledi ve gitti. Tereza, hoş oğlana gördüğü karmaşık rüyaları yazdı. Birkaç gün sonra Brno'nun öte yanındaki koruda uzun bir yürüyüşe çıktılar. Sahiplerinin peşinde koşan köpeklere güldüler, birbirlerine kendilerinden bahsettiler. Tereza bunu herkesin yapıp yapmadığını hiç düşünmedi. Hava kararırken, olasılıksız bir yamaca bir şekilde tırmanıp, Tereza’nın dedesinin ilaç niyetine kullandığı konyağı yudumladılar. Hoş oğlanın kararsız girişimiyle, ilk kez öpüştüler.

Tereza, tüm telkinlere ve solup gitmiş inançlarına rağmen, yüzeylerden söküp alınmış bir yeniden tanımlamayla, aşkın gerçek olabileceğini fark etti. Hoş oğlanla, inanmayacaksınız ama, ömürlerinin sonuna kadar sevgi dolu bir yaşam paylaştılar. Tereza onunla ilk defa buluşmaya giderken bunun olabileceğini hiç düşlememişti. Ne istemişti? Erkekler kadınları anlamanın mümkün olmadığını söylerdi; insanın, kadın ya da erkek, kendini anlaması mümkün müydü?

Bunu kendine hiç söylemedi ama, Tereza farkında olmadan ona aşkı verdiği için Martin’e hep minnettar kaldı.